
Türkiye’nin onlarca yıllık rüyası gerçeğe dönüşüp yerli ve millî gururumuz TOGG banttan inip yollara düştüğünde, ülkenin dört bir yanından inanılmaz bir coşku dalgası yükselmişti. Göğsümüz kabarmış, sokaklarda parmakla gösterilen o yerli tasarım, hepimizin ortak gurur tablosu hâline gelmişti.
Hatırlayanlar olacaktır ; Gebze ‘ye getirilip kent meydanında sergilendiği zaman insanlar yanında hatıra fotoğraf çekilmek için sıraya girmişlerdi. Yakından incelemek , ön koltuğunda oturmak , selfi çekmek için Gebzeliler meydana akın etmişlerdi. Özellikle AK Parti gönüllüleri en ön saflardaydı ve herkes haklı olarak gurur nutukları atıyordu.
Ayrıca, doğal olarak bu büyük refleksin ilk adresi de devletin ve kamunun en tepesinden en ücra köşesine kadar yöneticileri oldu. Valiler, kaymakamlar, belediye başkanları ve yerel bürokrasinin vitrinindeki isimler birer birer anahtarları teslim aldılar, kameralar karşısında TOGG’un direksiyonuna geçip millî duruşun en net fotoğrafını verdiler.
Bölgemizde de bu heyecan rüzgârı aynı coşkuyla karşılık buldu. Herkes aynı refleksi gösterdi, aynı gurura ortak oldu. Ben TOGG almadım ama , ailemizden de bizi temsilen kardeşim aldı. Halen de keyifle ve gururla sürüyor.
Ancak ne yazık ki hayatın ve riyakârlığın acı bir kanunu vardır…
Büyük coşkularla başlayan işlerin sebatı, karakter ve inanç sınavından geçer. Geldiğimiz noktada, o ilk günkü flaş patlamalarının, parıltılı törenlerin ve "yerli malı yurdun malı" nutuklarının tozu dağıldı. Ortada çıplak bir gerçek kaldı.
Bölgemiz genelinde, Gebze Ticaret Odası (GTO) Başkanı Abdurrahman Aslantaş dışında hiçbir makam mensubu, hiçbir protokol figürü TOGG’u makam aracı olarak kullanmaya devam etmedi. O ilk günlerde millî araca binmeyi adeta bir şov malzemesi yapanlar, flaşlar söner sönmez eskiye, o konforlu ve parıltılı "yıldızlı" veya ‘’ halkalı’’ Alman menşeli Alman ihtişamına geri döndüler. Protokolün o havalı konvoylarında yerli otomobilin adı bile okunmaz oldu.
Sözde millîlik, arabanın kapısı kapatılıncaya kadarmış meğer.
İşte tam da bu yüzden, bu coğrafyada adanmışlığın ne anlama geldiğini tek başına gösteren GTO Başkanı Abdurrahman Aslantaş ayakta alkışlanmayı ve mutlaka ödüllendirilmeyi hak ediyor.
Neden mi?
Çünkü Gebze Ticaret Başkanı Aslantaş, rüzgâra göre yön değiştirenlerden değil. İnandığı değerin arkasında pazarlıksız duranlardan. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yedi düvele karşı tanıtmaya çalıştığı, Türkiye’nin teknoloji hamlesinin vitrini olan TOGG’a sadece lafta değil, özde sahip çıktı.
O, yıldızlı lüks makam araçlarının o cazibeli konforuna sırtını dönüp, her üyeye ziyaretinde, her kritik davette, her önemli toplantıda Gebze Ticaret Odası’nın TOGG’u ile boy gösterdi. Halen de her gittiği adrese sürmeye devam ediyor.
Aslantaş , otomobili bir prestij unsuru olarak değil, bir millî duruş meselesi olarak gördü. Cumhurbaşkanının çağrısına samimiyetle riayet etti. Yerli malını el üstünde tutmanın sadece bir hamasetten ibaret olmadığını, bizzat yaşayarak gösterdi. Her platformda milli otomobili gururla temsil ederken, etrafındaki onca "vefasıza" da adeta sessiz bir ders verdi.
Bugün, yerli ve millî projeler üzerinden kariyer inşa edip sıra fedakârlığa ve istikrara geldiğinde toz olunan bir düzenin içindeyiz. Abdurrahman Aslantaş’ın sergilediği bu istikrarlı duruş, sıradan bir oda başkanlığı mesaisi değildir. Bu, samimiyetin ve hakiki millîliğin imtihanıdır.
İşte bu yüzden, başta TOGG yönetimi ve TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) olmak üzere ilgili tüm makamlar harekete geçmelidir. Cumhurbaşkanımızın o büyük vizyonuna sırtını dönmeyen, konforunu bozup millî gururunu kalkan edinen Başkan Abdurrahman Aslantaş, bu vefasızlık atmosferinde örnek bir model olarak mutlaka ödüllendirilmelidir. 3 Kasım'da ise GTO üyelerinin Aslantaş'ı zaten ödüllendireceğini görüyoruz.
Çünkü unutulmamalıdır ki; gerçek millîlik, kameralar karşısında poz vermek değil, kameralar kapandıktan sonra da o direksiyonu bırakmamaktır. Aslantaş o direksiyonu bırakmadı. Umarız bu onurlu duruş, koltuk sevdalısı diğer makam sahiplerine de bir nebze olsun ilham olur.
Zira yıldızlı Mercedeslere binmekle yerli ve millilik örtüşmez.
NOT: Geçtiğimiz Pazar günü Hakk’a yürüyen, kayınbiraderim ( dayımın oğlu ) Günay Bulutlu’nun vefatı dolaysıyla arayan, mesaj gönderen ve cenazemize katılarak acımıza ortak olan bütün dostlara teşekkür ediyorum.