Göksel ERKILIÇ
Göksel ERKILIÇ

BİR RAMAZAN PANORAMASI

26 Şubat 2026 Saat: 15:40

Ramazan’ın en epik anı kuşkusuz sahurdur. Gece saat 05:00 sularında mutfaktan gelen o hışırtılar, sanki bir savaşa hazırlık provasıdır. Gözü yarı açık, saçı başı dağılmış aile bireyleri masanın etrafında toplanır. O an kimse gurme değildir; amaç sadece "depoyu fullemektir."

Zeytin, peynir, yumurta derken iş bir noktadan sonra kontrolden çıkar. "Yarın susatır" diye tuzludan kaçılır, "Enerji verir" diye tahin-pekmeze yüklenilir. En sonunda ise o meşhur "Su içme yarışı" başlar. Ezan okunmasına 30 saniye kala mutfaktaki damacanayla kurulan o duygusal bağ, hiçbir aşk hikayesinde yoktur. O son yudumu içip "Niyet ettim..." derken duyulan o derin iç huzuru başka nerede bulabilirsiniz?

İftar Öncesi "Trafik Filozofları"

İftara son 45 dakika kala sokağa çıkmak, bir aksiyon filminin başrolünde oynamak gibidir. O ana kadar pamuk gibi olan insanlar, direksiyon başında birer "hız tutkununa" dönüşür. Herkesin kafasında aynı hesap: "Şu ışığı geçersem, pide kuyruğuna 3. sıradan girerim." Pide kuyruğu ise sosyal statülerin sıfırlandığı tek yerdir. CEO’su da orada, öğrencisi de. Herkes o sıcak fırın kokusuna kilitlenmiş, fırıncının küreği fırına her girişinde nefesini tutar. Pideyi koltuğunun altına sıkıştırıp eve doğru koşan birinin yüzündeki o zafer ifadesi, olimpiyatlarda altın madalya alan sporcuda yoktur.

İftar Sofrasının 10 Dakikalık Hükümranlığı

Bütün gün hayali kurulan o muazzam sofra... Çorbalar, ana yemekler, tatlılar... Ezan okunur, bir hurma ile açılış yapılır ve... bitti. Toplam 12 dakikada her şey biter. O kadar hazırlık, o kadar bekleyiş; mideye "Yavaş gel aslanım" diyemediğimiz için nakavtla sonuçlanır. Yemekten sonra gelen o "Ağırlık çökmesi" aşaması ise tam bir komedi. Salondaki koltuklara yığılmış, kumandayı bile kaldıramayacak haldeki insanlar, birbirlerine "Çay var mı?" diye fısıldarlar. Çay, o an can kurtaran simidi gibidir.

Güllaç: Ramazan’ın Tekelindeki Gizli Güç            

Yılın geri kalan 11 ayında yüzüne bakmadığımız, adını anmadığımız Güllaç, Ramazan gelince bir anda tatlıların "Megastar"ı olur. "Sütlü hafif olur" tesellisiyle tepsilerce tüketilir. Sanki Ramazan bitince Güllaçlar bir uzay gemisine binip kendi gezegenlerine dönecekmiş gibi bir aceleyle yenir.

Sonuç olarak; Ramazan bizde sadece bir ay değil, bir yaşam biçimidir. Açlıkla terbiye olmaya çalışırken, aslında ne kadar eğlenceli ve sabırsız bir millet olduğumuzu bir kez daha tescilleriz. 

 

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Yazıya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Gölge Gazetesi, Kocaeli Haber, Gebze Haber, Darıca Haber, Dilovası Haber, Çayırova Haber, Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

Yukarı ↑