
Eskiden insanlar ufuk çizgisinde gemi beklerdi, biz ise haritada "mavi bir noktayı" bekliyoruz. Hani şu kuryenin bulunduğu noktayı... Adam haritada öyle bir hareket ediyor ki sanırsın Formula 1 pilotu ama nedense bizim sokağa bir türlü giremiyor. Sol yapıyor, sağ yapıyor, bir bakıyorum komşu mahalleye gitmiş. "Yahu kurye bey," diyorum içimden, "aramızda sadece iki sokak var, bir zahmet direksiyonu kır da gel!"
Kargo beklemek aslında bir çeşit ruhsal yolculuktur. O süreç beş aşamadan oluşuyor: İyimserlik Aşaması: Sabah "Kargonuz dağıtıma çıkmıştır" mesajı gelir. Evde bayram havası! Hemen duşa girerim ama şampuanı sürdüğüm an kapı çalacak diye ödüm kopuyor. Çünkü evrenin yazılmamış kuralıdır; kurye tam sen en savunmasız, en köpüklü halindeyken gelir.
Stratejik Bekleyiş: Kapı sesini duyabilmek için televizyonun sesini kısıyorum, buzdolabının motor sesine bile "Geldiler mi?" diye tepki veriyorum. Köpek havlasa kapıya koşuyorum. O kargo gelecek, kaçarı yok!
Hafif Şüphe: Saat öğleden sonra üç... Kurye haritada hâlâ aynı yerde. Acaba orada bir çay ocağı mı var? Yoksa kurye arkadaş orada yeni bir medeniyet mi kurdu? Belki de navigasyonu bozuldu ve sonsuz bir döngüye girdi.
Hüsran ve Öfke: Telefon çalıyor, heyecanla açıyorum: "Geldik, yoktunuz." İşte o an zekâm firar ediyor! Nasıl yoktuk? Sabah 8'den beri kapının önünde heykel gibi dikilmişim, nefes bile almamışım kurye ürkmesin diye. Kapıda not da yok, zil de çalmadı. O kurye kapıya gelmedi, o kurye kapının önünden ışık hızıyla geçti herhalde!
Kabulleniş: "Yarın şubeden alırım" diyerek koltuğa yığılıyorum. Yarım saat sonra zil çalıyor. Kurye karşımda, kan ter içinde... "Abi asansör bozuktu, 5 katı yürüdüm" diyor. Bütün öfkem uçup gidiyor, "Canın sağ olsun kardeşim, bir su içer misin?" diyerek kargoma sarılıyorum. İşin en komik yanı ise o kutuyu açtığımızda yaşanan hayal kırıklığı. Günlerdir heyecanla beklediğin o kargonun içinden çıka çıka bir tane "şarj kablosu" çıkıyor. Alt tarafı bir kablo için bütün gün ev hapsi yaşamışız, sosyal hayatımızı askıya almışız, kapı otomatiğiyle duygusal bağ kurmuşuz...
Aslında kargo beklemek bize sabrı, harita okumayı ve en önemlisi "Geldik yoktunuz" yalanına karşı bağışıklık kazanmayı öğretiyor. Şimdi müsaadenizle, zil çaldı galiba! Yok, yine komşunun çocuğuymuş... Neyse, kargo beklemeye devam; ne de olsa umut fakirin ekmeği, kargo ise modern insanın hobisidir!